CUMA HUTBESİ

Meryemoğlu Îsâ (a.s.)’a Dair İnancımız ve Siyerinden Almamız Gereken İbretler

23 Aralık 2021 Minber Ahşap
Minber Ahşap

Muhterem Kardeşlerim!

Biz Müslümanlar nezdinde Hz. Îsâ (a.s.) “Ulü’l Azm” peygamberlerinden, yani özel çaba, sabır ve sebat gösteren peygamberlerdendir. Allah’ın kulu ve elçisidir. Yüce Kur’an’da Mevlamız konuyla ilgili şöyle buyurmaktadır: “Ey Ehl-i kitap! Dininizde aşırı gitmeyin ve Allah hakkında, gerçek olandan başkasını söylemeyin. Meryem oğlu Îsâ Mesîh ancak Allah’ın elçisidir, Allah’ın Meryem’e ulaştırdığı kelimesidir ve Ondan bir ruhtur. Şu hâlde Allah’a ve peygamberlerine iman edin, ‘(Tanrı) üçtür.’ demeyin, bundan vazgeçin; hakkınızda hayırlı olan budur. Allah ancak bir tek ilahtır. O, çocuğu olmaktan münezzehtir, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Onundur. Güvenmek ve dayanmak için Allah yeter.”[1] Hz. Îsâ (a.s.)’ın babasız olarak dünyaya gelmiş olması bir mucizedir ve asla Onun tanrı veya tanrının oğlu olduğu anlamına gelmemektedir. Hayat rehberimiz olan Kur’an’da da mevzuyla ilgili, “Allah nezdinde Îsâ’nın durumu Âdem’in durumu gibidir. Onu topraktan var etti; sonra ona ‘ol’ dedi ve oluverdi.”[2] buyurulmuştur.

Değerli Cemaat!

Hiç şüphesiz, Îsâ (a.s.) ile diğer peygamberlerin hakkında doğru bilgiye sahip olup itikadımızı pekiştirmemiz şarttır. Ancak onları tanımamızın asıl gayesi, onları örnek alıp izlerini takip etmemizdir.

Özellikle Hz. Îsâ (a.s.) hakkındaki rivayetler bizim için birçok ders içermektedir. Bir rivayete göre, “Allah (Teâlâ) Îsâ (a.s.)’a, ‘Ey Îsâ, (ilk önce) kendine vaaz ver. Ancak vaazlarını uyguladıktan sonra başkalarına vaaz vermeye başla. Bunu yapmazsan benden utan.’ diye vahyetmiştir.”[3]

Hz. Îsâ, Allah Teâlâ’nın bu emri doğrultusunda hareket etmiş, tatbik etmediği hiçbir davranışı topluma aktarmamıştır. Bu yönüyle de kıyamete değin tüm Müslümanlara örneklik teşkil etmektedir.

Bir rivayete göre Îsâ (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Muhakkak ki dünyaya en çok sevgi besleyeniniz, musibetlerden en çok korkanız olur.”[4] Biz Müslümanlar bu hikmetli sözü kendimize bir hayat tarzı olarak benimsemeliyiz. Kaybetmekten korktuğumuz yegâne husus, Yüce Allah’ın bizden hoşnutluğu ve rızası olmalıdır.

Muhterem Müslümanlar!

Bildiğiniz üzere, İsâ (a.s.)’ın adaletli bir hakem olarak dünyaya tekrar geri dönmesi, kıyametin büyük alametlerinden sayılmıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de Yüce Rabbimiz, “Bilin ki, o kıyamete ait bir bilgidir.”[5] buyurarak buna işaret etmiştir. Peygamber Efendimiz ﷺ birçok hadîs-i şerifinde bu alametin üzerinde durmuştur. Bunlardan biri şöyledir: “Nefsim elinde olana yemin ederim ki, Meryemoğlu (Îsâ aleyhisselâm) aranıza adaletli bir hakem olarak inecektir (…)” Ebû Hureyre (r.a.) bunu rivayet ederken, “Ehl-i kitaptan herkes istisnasız ölümünden evvel, andolsun ona (yani Îsâ’ya) mutlaka iman edecek, o da kıyamet günü kendileri aleyhine bir şahit olacaktır.”[6] âyet-i celîlesini okurdu ve bunun kıyamete yakın olacağına dikkat çekerdi.[7]

Rabbim biz Müslümanları, gönderilen tüm peygamberlerin üzerinde oldukları İslam yolunun sadık yolcularından eylesin. O gönderilen kutlu elçilerin güzel ahlakı ile ahlaklandırsın. Amin.

[1] Nisâ suresi, 4:171

[2] Âl-i İmrân suresi, 3:59

[3] Ahmed b. Hanbel: Ez-Zühd (1999), 1/48, H. No: 300

[4] Ahmed b. Hanbel: Ez-Zühd (1999), 1/53, H. No: 338

[5] Zuhruf suresi, 43:61

[6] Nisâ suresi, 4:159

[7] Buhârî, Enbiyâ, 49, H. No: 3448

Khutba-Meryemoğlu Îsâ (a.s.)’a Dair İnancımız ve Siyerinden Almamız Gereken İbretler

[supsystic-social-sharing id="1"]