CUMA HUTBESİ

Hutbe – Sabır Anlayışımız

17 Mart 2022 Kuran Tesbih Kırmızı
Kuran Tesbih Kırmızı

Muhterem Kardeşlerim!

İslam ahlakının en önemli şiarlarından birisi de kuşkusuz ki sabırdır. Âlemlere rahmet olarak gönderilmiş Hz. Muhammed Mustafa ﷺ Efendimiz; “Kim sabrederse, Allah ona dayanma gücü verir. Kimseye sabırdan daha hayırlı ve daha geniş bir ikram verilmemiştir.” diye buyurmaktadır.[1] Sabretmek, başa gelen sıkıntı ve felaketlere boyun eğmek ve teslim olmak anlamına gelmez. Bilakis üzüntü, sıkıntı ve belalar karşısında direnç göstermektir. Olumsuzlukların üstesinden gelmek için gösterilen sebattır. Zorlukları aşmak için ortaya konulan metanettir.

Değerli Müminler!

Sabır ve sebat etmenin kuşkusuz ki hem dünyevi hem de uhrevi faydaları vardır. Tüm varlığın yegâne sahibi olan yüce Mevlamız, Kur’ân-ı Azîmüşşan’da; “(Ey Muhammed!) Bizim adımıza de ki: Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır. Allah’ın yeryüzü geniştir. Sabredenlere mükafatları elbette hesapsız olarak verilir.”[2] diyerek, sabredenlerin dünya ve ahirette mükâfatlandırılacağını buyurmuştur. Bir başka âyet-i celîlede; “Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.”[3] buyurulmuştur. İslam’ın en önemli şartlarından olan namaz ile beraber anılmış olması, sabrın ihtiva ettiği önemin bariz göstergesidir.

Kıymetli Cemaat!

Sabretmenin hem bireysel hem de toplumsal yönü mevcuttur. Hayatın akışı içinde karşılaştığımız kişisel zorluklar ve imtihan edildiğimiz musibetler her daim olacaktır. Hak Teâlâ insanlara; “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele!”[4] diye hitap etmektedir. Hastalıklarla, geçim hususunda darlıklarla ve bazen aile efradımızla ilgili muhakkak imtihan edileceğiz. Sıkıntı ve dertlerden azade olan tek hayat, Mevla’nın müminlere vadettiği cennet hayatıdır. Bu dünya hayatının eza ve cefası hiçbir zaman eksik olmayacaktır. Biri bitse, bir müddet sonra diğeri başlaycaktır. Ancak Allah’a, Resulüne ve ahiret gününe iman eden müminler, Kur’an’ın ifadesiyle “her zorluğun ardında bir kolaylığın”[5] olduğu bilinciyle hareket ederler ve ümitsizliğe düşmezler. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a güvenirler ve zorlukları aşmak için gayret gösterirler. Sabırlarının karşılığı olarak ruhen olgunlaşırlar, manen gelişip güçlenirler.

Aziz Müslümanlar!

Allah mahlukatın en şereflisi olarak yarattığı insanı sosyal bir varlık olarak halketmiştir. Biz Müslümanlar, içinde yaşadığımız toplumlara ve toplumsal olaylara bigâne kalamayız. Dünyanın farklı coğrafyalarında, dinimizin yaşanmasına yönelik ortaya çıkarılan engellere karşı yılmamak ve hukukun sınırları içerisinde kalarak sabırla mücadele etmek hepimizin vazifesidir. Ayrıca İslam, müntesipleri olan müminlere sosyal sorumluluklar yüklemiştir. İnsanlar ve toplumlar arası ikişkilerde, adaletin ve barışın tesisi için, farklı kesimlerin birlikte huzur içerisinde yaşaması için gayret göstermek, Müslümanlar üzerine bir vecibedir. Bu hususta da karşılaşılacak zorluklar karşısında yılmadan, sabır ve sebat ederek çalışmak dinimizin emridir. Müslümanlar en yakın çevreden başlayarak tüm dünyaya emanet bilinciyle  yaklaşır, kendilerini tüm insanlığa karşı sorumlu hissederler.

Hak Teâlâ bizleri, bireysel ve toplumsal sorumluluklarını yerine getiren, yeryüzündeki tüm mazlum ve mağdurlara karşı görevinin bilincinde olan kullarından eylesin. Bu hususta karşılaşılacak zorluklar karşısında sabırla mücadele etmeyi nasip eylesin. Amin!

[1] Müslim, Zekât, 124

[2] Zümer suresi, 39:10

[3] Bakara suresi; 2:153

[4] Bakara suresi; 2:155

[5] İnşirâh suresi; 94:5

Hutbe-Türkçe

Hutbe-Arapça

Hutbe-Hollandaca

Hutbe-İsveççe

Hutbe-Norveççe

Hutbe-Danca

[supsystic-social-sharing id="1"]