CUMA HUTBESİ
Doğruluk ve Güven
21 Ocak 2026
Aziz Müminler!
Doğruluk ve güven hem insanın iç huzurunu hem de toplumun düzenini ayakta tutan iki büyük fazilettir. Doğru sözlü bir insanın kalbi sakindir; çünkü yalanın yükünü, gizlemenin korkusunu taşımaz. Güvenilir bir insanın bulunduğu her ortamda emniyet hâkim olur; ailede sevgi artar, dostluk sağlamlaşır, ticarette bereket çoğalır. Rabbimizin “Doğrularla beraber olun.”[1] emri doğruluğun sadece kişisel bir ahlak değil, toplumu bir arada tutan omurga olduğunu gösterir. Resûlullah (s.a.v.)’in “Şüphesiz ki sözde ve işte doğruluk hayra ve üstün iyiliğe yöneltir. İyilik de cennete iletir. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru) diye kaydedilir.”[2] şeklindeki hadisi ise doğru ve güvenilir olmanın insanı hem dünyada huzura hem ahirette saadete ulaştıran bir yol olduğunu öğretir.
Aziz Kardeşlerim!
Müslüman’ı Müslüman yapan en temel vasıflardan biri doğruluktur. Doğruluk imanın hem dilde hem davranışta tezahürüdür. Kişinin dili ne kadar doğruysa kalbi de o kadar berraktır. Bu sebeple Rabbimiz “Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.”[3] buyurarak hem doğruluğu emretmiş hem de doğru insanların safında durmayı bir kulluk sorumluluğu olarak bildirmiştir.
Kıymetli Cemaat!
Günümüzde hissedilen güven krizinin temelinde sözün değer kaybetmesi vardır. İnsanlar komşusuna, iş arkadaşına, hatta ailesine karşı bile temkinli davranmaktadır. Eşlerin birbirleri hakkında “Acaba bir şey saklıyor mu?” diye düşündüğü, arkadaşlıkların küçük kırılganlıklarla dağıldığı günlerdeyiz. Sözün tek başına yetmediği, her şeyin belgeyle teyit edildiği bu ortamda aslında kaybolan şey doğruluğun sağlam zemini ve güven duygusunun tesis ettiği emniyet ortamıdır.
Bizim toplumumuzda doğruluk ve güven esas, söz ise namustur. Güven zayıflayınca vesvese ve tedirginlik insanı kuşatır. Aile bağları gevşer, dostluklar aşınır, ekonomi zarar görür, sosyal doku parçalanır. Oysa güven bir toplumun görünmeyen ama derinden hissedilen temelidir. Huzur, iyilik ve güzellik ancak güvenin olduğu ortamda oluşur ve yayılır.
Değerli Müminler!
Bizlere doğruluğu tavsiye eden Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir başka hadisinde ise yalancılığın toplumu içeriden çürüten bir hastalık olduğunu haber vererek bizi “Yalandan sakının, çünkü yalanla günah yan yanadır ve ikisi de insanı cehenneme götürür.”[4] diye uyarmıştır. “Bize hile yapıp aldatan bizden değildir.”[5] buyruğu ise doğruluğun imanla ve İslam toplumu ile bağını açıkça göstermektedir. Mümin, varlığıyla güven dağıtandır. Müslüman olmak güven tesis etmektir; güvensizlik üretmek ise dinin ruhuna aykırıdır. Güven, imanın pratiği ve Müslüman kimliğinin ispatıdır.
Allah’ım! Kalplerimizi riyadan, dillerimizi yalandan, amellerimizi hileden koru. Bizleri doğruluğu kendine ilke edinen sadık kullarından eyle. Evlerimizi ve toplumumuzu doğruluk ve güvenle mamur eyle. Amin.
[1] Tevbe suresi, 9:119
[2] Buhâri, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103-105
[3] Tevbe suresi, 9:119
[4] İbn Mâce, Muḳaddime, 4; Müsned, I, 3, 5, 7, 8
[5] M283 Müslim, İman, 164
Hutbe – Arapça











