GENEL SEKRETERLİK
“Aşırı Sağın Yükselişi Müslümanlar İçin Ciddi Bir Tehdit”
17 Eylül 2026
Almanya’da aşırı sağın seçimlerde elde ettiği sonuç, Müslümanlar ve göçmen kökenliler açısından endişeleri artırıyor. Aşırı sağın yükselişini değerlendiren IGMG Genel Sekreteri Ali Mete, gençlere “Ümitsizliğe kapılmayın, demokratik haklarınızı kullanın ve toplumsal hayatta aktif olun.” çağrısında bulundu.
Almanya’da aşırı sağın seçimlerde elde ettiği güçlü sonuçlar, ülkedeki siyasi dengelerin yanı sıra göçmenler ve Müslümanlar açısından da önemli tartışmaları beraberinde getirdi. Seçim sonucunu, olası etkilerini ve Müslüman toplumun nasıl bir tutum sergilemesi gerektiğini IGMG Genel Sekreteri Ali Mete ile konuştuk.
Aşırı sağın seçimlerde elde ettiği sonuç sizce Almanya’daki seçmenin hangi mesajını ortaya koyuyor? Bu yükselişi yalnızca aşırı sağa yöneliş olarak mı okumalıyız, yoksa mevcut siyasi partilere yönelik bir tepki olarak da değerlendirmek gerekir mi?
Bu sonuçları sadece basit bir “protesto” veya mevcut hükümete yönelik geçici bir tepki olarak okumak, karşı karşıya olduğumuz tehlikeyi küçümsemek olur. Karşımızda; açıkça İslam düşmanı, yabancı karşıtı ve dışlayıcı söylemleri merkeze alan aşırı sağcı ve popülist akımların kitlesel olarak kabul görmesi gerçeği var.
Buradaki en büyük hata, demokratik merkez partilerin aşırı sağın söylemlerini ve örneğin mülteci politikasındaki dışlayıcı retoriğini kopyalamaya çalışmasıdır. Göçmenleri ve sığınmacıları sürekli bir “yük” veya “güvenlik sorunu” olarak gösteren bu radikal dili meşrulaştırdığınızda, seçmen aslına yönelir. Siyasi partiler popülist söylemlere sarılmak yerine, ülkenin gerçek sosyo-ekonomik sorunlarına çözüm üretmeli ve anayasal hakları, insan onurunu tavizsiz bir şekilde savunmalıydı.
Aşırı sağcı ve göç karşıtı söylemlerin güç kazanması, Almanya’da yaşayan Müslüman toplum açısından nasıl bir sorun oluşturuyor?
Bu durum Müslümanlar ve göçmen kökenli insanlar için artık soyut bir siyasi tartışma olmaktan çıkıp, doğrudan bir güvenlik ve aidiyet sorununa dönüşmüştür. Aşırı sağın ve yabancı düşmanlığının yükselişi; aynı zamanda camilere yönelik saldırıların, sokakta, okulda ve iş hayatında Müslümanlara – özellikle de başörtülü kadınlara – yönelik kurumsal ve bireysel ırkçılığın artması demektir.
İslam’ın kamusal alandaki görünürlüğünü kısıtlama, okullarda İslam din derslerini kaldırma veya cami açılışlarını engelleme gibi vaatler doğrudan anayasal bir hak olan din özgürlüğünü hedef almaktadır. İnsanlar “Acaba bu ülkede bir geleceğimiz var mı?” endişesini taşımaya başlıyor ki bu durum toplumsal barış ve huzur için çok ciddi bir tehdittir.
“Görevimiz Dirençli Eğilimi Güçlendirmek”
Özellikle genç Müslümanların Almanya’daki siyasi sürece katılımı konusunda nasıl bir tablo görüyorsunuz?
Bu konudaki gerçek tabloyu net bir şekilde görmek için teşkilat olarak gerçekleştirdiğimiz IGMG Gençlik Araştırması sonuçlarına bakmamız yeterli. Bu araştırmanın da ortaya koyduğu gibi, gençlerimiz arasında iki farklı eğilim gözlemliyoruz. Bir tarafta, artan ayrımcılık ve dışlanma hissi nedeniyle toplumsal ve siyasi katılımdan soğuyan, sesinin duyulmadığına inanan gençler var. Diğer tarafta ise bu tehdidin farkında olup, demokratik haklarını korumak için daha fazla sorumluluk almak isteyen, sivil toplumda aktifleşen dirençli bir gençlik var.
Bizim görevimiz bu dirençli eğilimi güçlendirmektir. Bu sebeple gençlerimizi güçlendiren eğitimler sunuyoruz. Bunlarla gençlerimizin entelektüel birikimlerini artırmayı ve toplumsal katılımlarını artırmayı ve güçlendirmeyi hedefliyoruz. Genç Müslümanların bu ülkenin eşit vatandaşları olduğunu unutmaması gerekir. Haklarımızı korumanın yolu, köşemize çekilmek değil; toplumsal ve siyasal faaliyetlere aktif katılım sağlamaktır.
“Bu Sonuçlar Ciddi Bir Alarm Zilidir”
Aşırı sağın seçimlerde elde ettiği bu güçlü sonuç sizce Almanya’daki genel seçimleri nasıl etkiler?
Genel seçimler öncesinde bu sonuçlar tüm demokratik aktörler için çok ciddi bir alarm zilidir. Eğer ana akım partiler bu tablodan yanlış dersler çıkarıp aşırı sağcı retoriği daha da tırmandırırlarsa, toplumsal kutuplaşma derinleşir ve federal düzeyde de istikrarsız yönetim modellemeleriyle karşı karşıya kalabiliriz.
Demokratik partilerin genel seçim sürecinde ırkçı ve popülist partilerle doğrudan ya da dolaylı hiçbir iş birliğine girmeyeceklerini net bir şekilde ortaya koymaları gerekir. İnsan onuru, hukukun üstünlüğü ve inanç özgürlüğü hiçbir siyasi koalisyon veya oy hesabı için pazarlık konusu yapılamaz. Seçimlerin kaderini, demokratik merkez partilerin aşırı sağın gündemi peşinden sürüklenmek yerine, kapsayıcı ve birleştirici bir vizyon sunup sunamayacağı belirleyecektir.
“Bu Ülkede Misafir Değilsiniz, Burası Sizin Eviniz”
Son olarak buradan okuyucularımıza, gençlere vermek istediğiniz mesaj var mı?
Gençlerimize mesajım nettir: Ümitsizliğe kapılmayın ve bu ülkeye olan aidiyet duygunuzun sarsılmasına izin vermeyin. Sizler bu ülkenin yabancısı veya misafiri değilsiniz; burası sizin eviniz, dününüz, bugününüz ve geleceğinizdir.
Müslümanlar olarak bu toprakların bir parçasıyız. Aşırı sağcı ve yabancı düşmanı akımların bizi yıldırmasına, korkutmasına veya bizi kendi içimize hapsetmesine izin vermeyeceğiz. Demokratik haklarınızı sonuna kadar kullanın, eğitiminize odaklanın, sivil toplumda görev alın ve sesinizi yükseltin. Bizim hukuk devletine, adalete ve anayasal haklarımızın savunulmasına olan inancımız tamdır; siz de bu inançla geleceğinizi inşa etmeye devam edin.











