BASIN AÇIKLAMASI

Din Monitörü 2017 dışlayıcı İslam politikasındaki yanlışlığı gün yüzüne çıkarıyor

24 Ağustos 2017 Bekir Altaş, Genel Sekreter
Bekir Altaş, Genel Sekreter

İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) Genel Sekreteri Bekir Altaş Bertelsmann Vakfı’nın Din Monitörü 2017 araştırma sonuçları münasebetiyle bir açıklama yaptı. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre Müslümanlar birçok yönden haksızlığa uğruyor ve yoğun bir şekilde ön yargıların hedefi oluyor. Uzmanlar İslami cemaatlerin hukuken tanınması hususunda ve ayrımcılıkla mücadele politikasında düzenlemeler yapılması gerektiğini ifade ediyor. Konuyla alakalı olarak “Almanya’daki Müslümanların ders almaya değil, eşit katılım imkânlarına sahip olmaya ihtiyacı var.” açıklamasında bulunan Altaş sözlerini şöyle sürdürdü:

“Din Monitörü araştırmasından çıkan sonuçlar, siyasilere uyguladıkları dışlayıcı İslam politikasından vazgeçmeleri yönünde açık bir sinyaldir. Başörtüsü yasaklarının önüne geçilmesi ve İslami cemaatlerin hukuken tanınması bu bağlamda zikredilebilir. Uzmanların da tespit ettiği üzere, bu tür dışlayıcı uygulamalar Müslümanların yoğun bir şekilde dışlanmasına ve tanınmamalarına sebebiyet vermektedir.

Başarı kişinin mensup olduğu inançla değil, ortaya koyduğu çalışma ile ölçülmelidir. Ama rapora bakıldığında Almanya’da bunun tam tersinin söz konusu olduğu gözükmektedir. Birleşik Krallık’ta yaşayan Müslümanların aksine, Almanya’da yaşayan iyi eğitimli Müslümanlar kendi niteliklerine uygun iş bulmakta oldukça zorlanmaktadırlar. Ayrıca rapora göre Alman vatandaşı her beş kişiden biri Müslüman komşu sahibi olmak istememektedir. Bunlar oldukça tehlikeli ve endişe verici bulgulardır.

Din Monitörü araştırmasına göre özellikle eğitim, iş dünyası ve sosyal çevre alanlarında entegrasyon hususunda Müslümanlar oldukça büyük ilerlemeler kaydetmiştir. Eğer siyaset önlerine engel çıkarıp durmasa çok daha başarılı olacaklardır. Sonuç olarak rapor Almanya’nın İslam politikasının çok kötü bir karneye sahip olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Federal Adalet Bakanı’nın yasama organını tehdit aracı olarak kullanıp Müslümanlara kabul edilemez talepler yönelttiği, Dışişleri Bakanı’nın Almanya’daki Müslümanları kendi hesaplarına alet ettiği, İçişleri Bakanı’nın Müslümanları sadece önleyici tedbir bağlamında muhatap almak suretiyle vatandaşların onlarla komşu olmak istememesine yol açtığı bir ortamda Müslümanların entegrasyon bağlamında önemli ilerlemeler kaydetmiş olmaları çok ama çok anlamlıdır.”