CUMA HUTBESİ

Hutbe: Doğu Türkistan

30 Ocak 2019 Rahle
Rahle

Değerli Kardeşlerim!

Peygamber Efendimiz ﷺ müminlerin müminlerle olan münasebetini beyan ederken, parmaklarını birbirine geçirerek buyurdular ki: “İşte böyle müminler bir binanın tuğlaları gibi birbirlerine kenetlenmiş bir şekilde bağlıdırlar.”[1] Ayrıca, ümmet anlayışımızın esasını teşkil eden hadîs-i şerifinde Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır: “Müminler, birbirlerine karşı duydukları sevgi, merhamet ve ülfetleri bakımından bir beden gibidir. Bedenin bir parçası hastalanınca diğer uzuvları da uykusuz kalıp ateşlenir.”[2]

Muhterem Müminler!

Uygur kökenli din kardeşlerimizin maruz kaldıkları zulüm, fiilî olarak 1930’lu yıllarda başlamış ve Doğu Türkistan 1949 yılında Çin devleti tarafından işgal edilmiştir. Hız kesmeden devam eden ve son yıllarda âdeta soykırım aşamasına gelmiş bulunan Çin mezâlimi, İslam ümmetinin kanayan yarasına dönüşmüştür. Sayıları on milyona ulaşan Doğu Türkistanlı Müslümanların insan hak ve hürriyetleri, Çin devleti tarafından tüm dünyanın gözü önünde çiğnenmektedir. Hicrî birinci yüzyılda tâbiîn neslinden olan Kuteybe b. Müslim El-Bâhilî eliyle İslam’la tanışan bu coğrafyada,[3] bugün namaza toplanmak, oruç tutmak, din eğitimi, tesettür ve sakal gibi İslam’ın sembolleri yasaklanmıştır.

Değerli Müslümanlar!

Bütün bu hukuksuz uygulamalar Çin devletinin, farklı kültür inanç ve değerlere karşı tahammülsüzlüğünün hatta düşmanlığının açık bir göstergesidir. Çoğulculuğu hiçbir surette benimsemeyen ve farklılıkları tehlike olarak gören Çin rejimi, Müslümanlara yönelik takibatları sıklaştırmakta ve güvenlik güçleri marifetiyle evrensel hukuku ihlal etmektedir. Ayrıca, dini hayatlarını ve ibadetlerini kısıtlamak için, neredeyse her Müslümanın evine bir Çinli devlet memurunu yerleştirip dünyada bir benzeri bulunmayan uygulamayla aile mahremiyetine müdahale etmekte, insan onur ve haysiyetini ayaklar altına almaktadır. Müslüman isimleri değiştirilmeye zorlanmaktadır. Dinî kitap taşıyan ve evinde Kur’ân-ı Kerim bulunduranlar terörist suçlamasıyla itham edilmektedirler. “Eğitim kampı” olarak isimlendirilen imha kamplarına insanlar hapsedilmekte, tutuklulara zorla domuz eti yedirilmekte, içki içirilmekte ve aynı zamanda komünizm ideolojisinin propagandası yapılmaktadır. Araştırmalara göre, bu türlü kamplardaki mahkûmların sayısı bir milyonu aşmaktadır! Ve tüm bu zulümler, Birleşmiş Milletler ve insan hakları kurumlarının resmi raporlarında yer almasına rağmen, çoğalarak devam etmektedir. Üzülerek ifade etmek gerekir ki bütün dünya ve Müslüman ülkeler, bu olup biten zulmü maalesef sadece seyretmektedirler. Yaptırım uygulamak bir tarafa bir kınama dahi yapılamamaktadır. Doğu Türkistan Müslümanları reel politiğe, ülkelerin âli menfaatlerine ve küresel şirketlerin çıkarlarına kurban edilmektedir. Hiçbir uluslararası kurum, bu işlenen insanlık suçu karşısında yaptırım uygulamamakta ve adeta suça ortak olmaktadırlar. Bu zulmün mağdurlarının sonuncusu, Kur’ân-ı Kerîm’i ve hadis kitaplarını Uygur Türkçesine çeviren Muhammed Salih Hacim, uydurma bahane ve gerekçelerle bundan bir yıl evvel şehit edilmişti.

Aziz Kardeşlerim!

Yetiştirdiği âlimleriyle ve devlet adamlarıyla İslam ümmetine hizmet eden Doğu Türkistan halkının acil desteğe ihtiyacı var.

Bu bağlamda Resul-i Ekrem ﷺ “Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu yalnız bırakmaz, onu hor görmez.”[4] buyurmuştur. Yüce Rabbimiz bir ayet-i kerîmede buyurur ki: “Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin koruyucuları ve dostlarıdır.” Şüphesiz, mazlumları destekleyip onlara sahip çıkmak ayet ve hadislerde ifade edildiği gibi imanımızın gereğidir. Ayetin devamında, birbirlerinin koruyucuları olan Müminler hakkında Allah teâlâ buyurur ki: “İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”[5]

Muhterem Müminler!

Beşerî planda fertler olarak Doğu Türkistan’daki zulmü durduramasak da kötülükten alıkoymak niyetiyle asrımızın imkanlarından istifade ederek, çevremizdeki insanları bu konuda bilgilendirmeliyiz. İnsanlığı duyarlı olmaya, bu zulme karşı harekete geçmeye çağırmalıyız. Vicdan sahibi olan Müslim ve gayrimüslim herkes, ortak iyinin, adaletin, barışın, özgürlüğün ikamesi ve ihyası için çalışmalıdır. Zulmün, haksızlığın ve çifte standardın ortadan kaldırılması içinde birlikte hareket edilmelidir.

Rabbimiz, Doğu Türkistan’daki din kardeşlerimiz başta olmak üzere, bütün zulme uğrayan insanları korusun.  Bizi de daima zalimlere karşı hakkı savunan kullarından eylesin. Amin

[1] Bkz. Muttefakun Aleyh; Buhari, Salat, 88, H.No: 481; Müslim, Birr, 17, H.No: 2585
[2] Muttefakun Aleyh; Buhari, Edep, 27, H.No: 6011; Müslim, Birr, 17, H.No: 2586
[3] Bkz. Zehebi: Siyer A’lâm En-Nubelâ, 4/410
[4] Müslim, Birr, 10, H.No: 2564
[5] Tevbe Suresi, 9:71

Hutbe-Doğu Türkistan

Hutbe-Arapça