CUMA HUTBESİ

Hutbe: Hayra Çağıran Topluluk Olmak!

30 Ağustos 2017 Rahla
Rahla

Muhterem Müminler!

Kurban Bayramınız mübarek olsun! Allah kurbanlarınızı, tekbirlerinizi ve niyetlerinizi kabul eylesin!

Değerli Kardeşlerim!

İnsan olmamızın gereği olarak, yaşantımızın her alanında insanlara doğruları öğütler, yanlışlara engel olmaya çalışırız. Evimizde, işyerimizde, sokakta, çarşıda, pazarda gördüğümüz her yanlış, insanı rahatsız eder. Bazı kimseler de buna aldırmaz. Bazıları müdahale etmek, doğruları haykırmak ister. Bazıları da bile bile haksızın yanında yer alır, mazlumun ezilmesine göz yumar. Yani her birimizin yaptıklarımızdan veya yapmadıklarımızdan sorguya çekileceği sorumluluklar vardır.

Aziz Cemaat!

Toplumun her alanını kapsayan konularda sorumluluklarımızı yerine getirmek, iyiliği, güzeli, faydalı ve yararlı olanı, hayrı emretmek;  kötülüğe, zararlı ve çirkin işlere engel olmak dinî bir vecibedir. Bu vecibe Müslüman’ı özel kılan, diğer topluluklardan ayıran en belirgin sıfatlardan biridir. Nitekim Cenâb-ı Hak biz Müslümanlara bu sorumluğu yüklemiş, bizimle diğer topluluklar arasındaki o ince çizgiyi şu şekilde çizmiştir: “Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten meneder ve Allah’a inanırsınız. Ehl-i kitap da inansaydı, elbet bu kendileri için çok iyi olurdu. (Gerçi) içlerinde iman edenler var; (fakat) çoğu yoldan çıkmışlardır.”[1]

Değerli Kardeşlerim!

Öyleyse, biz Müslümanların sadece kendi insanımıza, kendi cemaatimize değil, toplumun her kesimine söyleyecek, tavsiye edecek şeyleri olması gerekir. Hele üzerimizde taşıdığımız İslam elbisesi ile söylediğimiz her söze, yaptığımız her eyleme dikkat etmek yetmez, aynı zamanda öyle güzel işler ortaya koymalıyız ki, bu eylem ve söylemler neticesinde güven ortamı oluşsun, Müslümanlar itibar görsün.

Muhterem Müslümanlar!

Emr-i bi’l ma’rûfun bir anlamı da; toplumda kötü alışkanlıkların yayılmasına, maddi ve manevi zararların önüne geçilmesine gayret etmek ve bunun karşılığında da iyiliklerin öne çıkmasına öncülük etmektir. Bu, Müslüman olarak bizim vazifemizdir. Bunu yapanlara Efendimiz şu müjdeyi vermektedir: “İnsanları doğru yola çağıran kimseye, kendisine uyanların sevabı gibi sevap verilir. Ona uyanların sevaplarından da hiçbir şey eksilmez. Başkalarını sapıklığa çağıran kimseye de, kendisine uyanların günahı gibi günah verilir. Ona uyanların günahlarından da hiçbir şey eksilmez.”[2]

Muhterem Kardeşlerim!

En önemli görevlerimizden biri olan iyiliği yaygınlaştırma, kötülükleri önleme görevi konusunda -her konuda olduğu gibi- önderimiz ve örneğimiz olan Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) yine şöyle buyuruyor: “Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a andolsun ki; siz ya iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalışırsınız, ya Allah kendi katından sizin üzerinize bir azap gönderir. O zaman dua edersiniz, fakat dualarınız kabul edilmez.”[3]

Kıymetli Müslümanlar!

Gelin, her alanda bu güzel dinin güzel tavsiyelerini imanları zayıflamış, camilerden uzak kalmış, kitabı unutmuş, topluma küsmüş Müslümanlara ulaştıralım. İnsanların mutluluğu için yapılan çalışmalarda yerimizi alalım.

[1] Âli İmrân suresi, 3:110
[2] Muslim. İlm 30, H. No: 2674
[3] Tirmizî. Fiten 12. H. No: 2169

Hutbe-Hayra cağıran topluluk olmak

Hutbe-Arapça