CUMA HUTBESİ

İbrâhimî Tavır: Teslimiyet ve Güven

29 Nisan 2026 Rahle
Rahle

Muhterem Müslümanlar!

Yüce dinimiz İslam’ın Ulü’l-Azm peygamberlerden kabul ettiği Hz. İbrahim, Allah’ın kendisinden arzu ettiği teslimiyet ve güven hâlinin timsalidir. Kâdir-i Mutlak olan Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de, Hz. İbrâhim (a.s.) hakkında şöyle buyurmaktadır: “Rabbi ona ‘Teslim ol’ dediğinde, ‘Âlemlerin Rabbine teslim oldum’ demişti.”[1]Resûlullah (s.a.v.) ise Hz. İbrâhim (a.s.)’ı “Her peygamberin diğer peygamberlerden bir dostu vardır. Benim dostum ise atam ve Rabbimin dost edindiği İbrâhim’dir.”[2] diye anmıştır.

Hz. İbrâhim (a.s.) tevhid mücadelesinin sembolüdür. O, hayatının her anında Allah’a olan güveniyle, teslimiyetin zirvesinde yaşamıştır. Gerek putları kırarken gerek ateşe atılırken gerekse evladını Allah yolunda kurban etmeye hazırlanırken hep aynı sözü yüreğinde taşımıştır: “Rabbim bana yeter; O ne güzel vekildir.”[3]

Aziz Müminler!

Bizler için örneklik teşkil eden İbrahimî tavır önce Allah’a güvenmekle başlar. Teslimiyet aklı, iradeyi terk etmek değildir. Bilakis, onları Allah’ın rızası doğrultusunda kullanmaktır. İbrâhim (a.s.) ateşe atılacağını bildiğinde bile “Ben Allah’a teslim oldum” diyebilmiştir. Bu, imanla yoğrulmuş bir kalbin sarsılmaz duruşudur. Rabbine güvenen bir kul, karşılaştığı imtihanlar karşısında isyana değil, sabra yönelir. Teslimiyet kulun kendi planını değil, Allah’ın takdirini üstün görmesidir. Çünkü bilir ki, Mevla’nın takdiri her zaman kullarının hayrınadır.

Değerli Cemaat!

Bugün bizlere düşen görev İbrâhimî teslimiyet ve güveni hayatımızın her alanına hâkim kılmaktır. Hayatımızın akışında karşılaştığımız zorluklar karşısında Rabbimize yönelmek tevekkülün gereğidir. İman sadece dilde değil kalpte, davranışta ve duruşta da tezahür etmelidir. Ailemizde, işimizde, toplumsal hayatımızda İbrâhimî ahlakla hareket edelim. Bunun yolu ise doğru ve dürüst olmak, sabırlı olmak ve emanete riayet etmektir. Bilhassa istikbalimiz olan gençlerimizin kalbine bu teslimiyet bilincini aşılamak, geleceğimizi imanın ışığıyla aydınlatacaktır.

Kıymetli Kardeşlerim!

Hz. İbrâhim (a.s.)’ın Kur’an-ı Azîmüşşân’da zikredilen duasını hatırda tutalım ve tekrar edelim: “Rabbim! Beni ve soyumdan gelenleri namazı dosdoğru kılanlardan eyle. Rabbimiz! Duamı kabul eyle.”[4]

Rabbimiz bizleri İbrâhimî iman, teslimiyet ve güven ile donatsın. Kalplerimizi rızasına, yollarımızı hidayetine açık eylesin. Hutbemizi Hz. İbrâhim’in oğlu Hz. İsmâil ile Kâbe’yi yeniden inşa ederken yapmış oldukları dua ile bitirelim: “Rabbimiz! İkimizi Sana teslim olanlardan kıl, soyumuzdan da Sana teslim olanlardan bir ümmet yetiştir. Bize ibadet yollarımızı göster, tövbemizi kabul buyur, çünkü tövbeleri daima kabul eden, merhametli olan ancak Sensin.”[5] Amin.

[1] Bakara suresi, 2:131

[2] Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 3

[3] bk. Taberî, Câmi‘u’l-beyân, XVII, 57-58; Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, XXII, 162-163; Kurtubî, el-Câmi‘, XI, 303

[4] İbrâhîm suresi, 14:40

[5] Bakara suresi, 2:128

 

Hutbe – Türkçe

Hutbe – Almanca

Hutbe – Ingilizce

Hutbe – Flemenkçe

Hutbe – Fransızca

Hutbe – Isveççe

Hutbe – Danca

 

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com