Cuma Hutbesi
Cuma Hutbesi
Cuma Hutbesi
Aziz Müminler!
Yeryüzünde milyonlarca insanın her gün aynı istikamete yöneldiğini düşünün. Dilleri farklı, renkleri farklı, ülkeleri farklı; fakat ibadet edecekleri vakit yöneldikleri yer ve yön aynı. Bu İslam ümmetine mahsus büyük bir nimettir. Kâbe sadece taşlardan örülmüş bir bina değildir. Kâbe kıbledir. Kıble müminlere istikamet duygusunu veren, kalplerini bir araya getiren ve ümmet şuurunu canlı tutan ilahî bir merkezdir.
Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Biz senin yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Elbette seni hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir.”[1] Bu ayetle birlikte Kâbe kıyamete kadar gelecek bütün Müslümanların kıblesi olarak tayin edilmiştir. Böylece müminler aynı Rabb’e kulluk ettiklerini, aynı peygambere iman ettiklerini ve aynı ümmetin mensupları olduklarını her gün defalarca tasdik ve ilan etmektedirler.
Cuma Hutbesi
Aziz Müminler!
Yeryüzünde her gün milyarlarca insan farklı sesler duyar. Kimi ticarete çağırır, kimi eğlenceye davet eder, kimi dünyalık işlerin peşine düşürür. Fakat bütün bu seslerin arasında bir ses vardır ki asırlardır gönülleri uyandırır, ruhları diriltir ve insanı Rabbine çağırır. O ses ezan-ı Muhammedî’dir. Ezan sadece namaz vaktini haber veren bir ilan değildir.
Cuma Hutbesi
Aziz Müminler!
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Allah’ın sana verdiğinden ahiret yurdunu kazanmaya bak; dünyadan da nasibini unutma.”[1] Bu âyet-i kerîme müminin dünya ile ahiret arasında kurması gereken dengeyi bizlere öğretmektedir. İslam insanın dinlenmesini, ailesiyle vakit geçirmesini ve Allah’ın helal nimetlerinden istifade etmesini tabii ki yasaklamamıştır. Ancak Müslüman’ın hayatında hiçbir zaman kulluktan uzaklaşma, sorumluluklardan kaçış ve ölçüsüzlük yoktur.
Cuma Hutbesi
Cuma Hutbesi
Cuma Hutbesi
Aziz Müminler!
Dünya yalnızca rahatlık ve refah yurdu değildir. Zorlukla birlikte kolaylığın olduğu imtihan yeridir. Mümin için bir sabır, teslimiyet ve kulluk sınavıdır. Yüce Rabbimiz bizleri kimi zaman bollukla, kimi zaman da darlıkla imtihan etmektedir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.”[1]
Kâbe: Bedenlerin ve Kalplerin Kıblesi
30 Temmuz 2026
Aziz Müminler!
Yeryüzünde milyonlarca insanın her gün aynı istikamete yöneldiğini düşünün. Dilleri farklı, renkleri farklı, ülkeleri farklı; fakat ibadet edecekleri vakit yöneldikleri yer ve yön aynı. Bu İslam ümmetine mahsus büyük bir nimettir. Kâbe sadece taşlardan örülmüş bir bina değildir. Kâbe kıbledir. Kıble müminlere istikamet duygusunu veren, kalplerini bir araya getiren ve ümmet şuurunu canlı tutan ilahî bir merkezdir.
Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Biz senin yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Elbette seni hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir.”[1] Bu ayetle birlikte Kâbe kıyamete kadar gelecek bütün Müslümanların kıblesi olarak tayin edilmiştir. Böylece müminler aynı Rabb’e kulluk ettiklerini, aynı peygambere iman ettiklerini ve aynı ümmetin mensupları olduklarını her gün defalarca tasdik ve ilan etmektedirler.Ezan: Şahitlik Çağrısı
23 Temmuz 2026
Aziz Müminler!
Yeryüzünde her gün milyarlarca insan farklı sesler duyar. Kimi ticarete çağırır, kimi eğlenceye davet eder, kimi dünyalık işlerin peşine düşürür. Fakat bütün bu seslerin arasında bir ses vardır ki asırlardır gönülleri uyandırır, ruhları diriltir ve insanı Rabbine çağırır. O ses ezan-ı Muhammedî’dir. Ezan sadece namaz vaktini haber veren bir ilan değildir. Tatilde de Müslüman Kalabilmek
16 Temmuz 2026
Aziz Müminler!
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Allah’ın sana verdiğinden ahiret yurdunu kazanmaya bak; dünyadan da nasibini unutma.”[1] Bu âyet-i kerîme müminin dünya ile ahiret arasında kurması gereken dengeyi bizlere öğretmektedir. İslam insanın dinlenmesini, ailesiyle vakit geçirmesini ve Allah’ın helal nimetlerinden istifade etmesini tabii ki yasaklamamıştır. Ancak Müslüman’ın hayatında hiçbir zaman kulluktan uzaklaşma, sorumluluklardan kaçış ve ölçüsüzlük yoktur.Sıla-i Rahim: Uzaklara Yakın Olmak
09 Temmuz 2026Cuma ve Hutbe: Haftalık Dirilişimiz
02 Temmuz 2026İktisadi Kriz Anlarında Müminin Tavrı
25 Haziran 2026
Aziz Müminler!
Dünya yalnızca rahatlık ve refah yurdu değildir. Zorlukla birlikte kolaylığın olduğu imtihan yeridir. Mümin için bir sabır, teslimiyet ve kulluk sınavıdır. Yüce Rabbimiz bizleri kimi zaman bollukla, kimi zaman da darlıkla imtihan etmektedir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.”[1]












