Cuma Hutbesi
Cuma Hutbesi
Cuma Hutbesi
Muhterem Müminler! Hikmet sahibi olan âlimler insanı sosyal bir varlık olarak tarif etmişlerdir. İnsan tek başına değil, toplum içinde yaşayan bir varlıktır. Huzurlu ve güvenli bir toplumun inşası ise ancak ortak değerlerle, toplumun üzerinde ittifak ettiği ve zımnen imzaladığı sözleşmelerle mümkündür. Ahlak bireyin vicdanını, hukuk da toplumun düzenini koruyan iki temel değerdir. Bu iki unsurun […]
Cuma Hutbesi
Aziz Müminler! Önümüzdeki pazartesi günü, âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in dünyayı şereflendirdiği Mevlit Kandili’ni idrak edeceğiz. Mevlit, Peygamberimizin doğumudur. Onun doğumu yalnızca bir ailenin sevinci değil, insanlık için yeni bir ümidin başlangıcı olmuştur. İnsanlık karanlıktan aydınlığa çıkmış, vahyin yeryüzüyle buluşması ve rahmetin bütün insanlığa ulaşması son kez vuku bulmuştur. Peygamber Efendimiz […]
Cuma Hutbesi
Aziz Kardeşlerim! İslam dini ilme büyük değer vermiş ve insanı öğrenmeye teşvik etmiştir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’in ilk nazil olan emri “Oku!” olmuştur. Bu ilahî emir, ilmin İslam’daki merkezî konumunu göstermektedir. Yüce Rabbimiz “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.”[1] diye buyurarak, ilim sahiplerinin değerine dikkat çekmiştir. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) […]
Cuma Hutbesi
Cuma Hutbesi
Aziz Müminler!
Yeryüzünde milyonlarca insanın her gün aynı istikamete yöneldiğini düşünün. Dilleri farklı, renkleri farklı, ülkeleri farklı; fakat ibadet edecekleri vakit yöneldikleri yer ve yön aynı. Bu İslam ümmetine mahsus büyük bir nimettir. Kâbe sadece taşlardan örülmüş bir bina değildir. Kâbe kıbledir. Kıble müminlere istikamet duygusunu veren, kalplerini bir araya getiren ve ümmet şuurunu canlı tutan ilahî bir merkezdir.
Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Biz senin yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Elbette seni hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir.”[1] Bu ayetle birlikte Kâbe kıyamete kadar gelecek bütün Müslümanların kıblesi olarak tayin edilmiştir. Böylece müminler aynı Rabb’e kulluk ettiklerini, aynı peygambere iman ettiklerini ve aynı ümmetin mensupları olduklarını her gün defalarca tasdik ve ilan etmektedirler.
Cuma Hutbesi
Aziz Müminler!
Yeryüzünde her gün milyarlarca insan farklı sesler duyar. Kimi ticarete çağırır, kimi eğlenceye davet eder, kimi dünyalık işlerin peşine düşürür. Fakat bütün bu seslerin arasında bir ses vardır ki asırlardır gönülleri uyandırır, ruhları diriltir ve insanı Rabbine çağırır. O ses ezan-ı Muhammedî’dir. Ezan sadece namaz vaktini haber veren bir ilan değildir.
Toplumsal Sözleşme: Ahlak ve Hukuk
27 Ağustos 2026
Muhterem Müminler! Hikmet sahibi olan âlimler insanı sosyal bir varlık olarak tarif etmişlerdir. İnsan tek başına değil, toplum içinde yaşayan bir varlıktır. Huzurlu ve güvenli bir toplumun inşası ise ancak ortak değerlerle, toplumun üzerinde ittifak ettiği ve zımnen imzaladığı sözleşmelerle mümkündür. Ahlak bireyin vicdanını, hukuk da toplumun düzenini koruyan iki temel değerdir. Bu iki unsurun […]Mevlit Kandili: Rahmet Peygamberinin Mirasına Sahip Çıkmak
20 Ağustos 2026
Aziz Müminler! Önümüzdeki pazartesi günü, âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in dünyayı şereflendirdiği Mevlit Kandili’ni idrak edeceğiz. Mevlit, Peygamberimizin doğumudur. Onun doğumu yalnızca bir ailenin sevinci değil, insanlık için yeni bir ümidin başlangıcı olmuştur. İnsanlık karanlıktan aydınlığa çıkmış, vahyin yeryüzüyle buluşması ve rahmetin bütün insanlığa ulaşması son kez vuku bulmuştur. Peygamber Efendimiz […]İlim ve Amel Dengesi
13 Ağustos 2026
Aziz Kardeşlerim! İslam dini ilme büyük değer vermiş ve insanı öğrenmeye teşvik etmiştir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’in ilk nazil olan emri “Oku!” olmuştur. Bu ilahî emir, ilmin İslam’daki merkezî konumunu göstermektedir. Yüce Rabbimiz “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri öğüt alırlar.”[1] diye buyurarak, ilim sahiplerinin değerine dikkat çekmiştir. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) […]İslam Medeniyeti ve Değerler
06 Ağustos 2026Kâbe: Bedenlerin ve Kalplerin Kıblesi
30 Temmuz 2026
Aziz Müminler!
Yeryüzünde milyonlarca insanın her gün aynı istikamete yöneldiğini düşünün. Dilleri farklı, renkleri farklı, ülkeleri farklı; fakat ibadet edecekleri vakit yöneldikleri yer ve yön aynı. Bu İslam ümmetine mahsus büyük bir nimettir. Kâbe sadece taşlardan örülmüş bir bina değildir. Kâbe kıbledir. Kıble müminlere istikamet duygusunu veren, kalplerini bir araya getiren ve ümmet şuurunu canlı tutan ilahî bir merkezdir.
Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Biz senin yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu görüyoruz. Elbette seni hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir.”[1] Bu ayetle birlikte Kâbe kıyamete kadar gelecek bütün Müslümanların kıblesi olarak tayin edilmiştir. Böylece müminler aynı Rabb’e kulluk ettiklerini, aynı peygambere iman ettiklerini ve aynı ümmetin mensupları olduklarını her gün defalarca tasdik ve ilan etmektedirler.Ezan: Şahitlik Çağrısı
23 Temmuz 2026
Aziz Müminler!
Yeryüzünde her gün milyarlarca insan farklı sesler duyar. Kimi ticarete çağırır, kimi eğlenceye davet eder, kimi dünyalık işlerin peşine düşürür. Fakat bütün bu seslerin arasında bir ses vardır ki asırlardır gönülleri uyandırır, ruhları diriltir ve insanı Rabbine çağırır. O ses ezan-ı Muhammedî’dir. Ezan sadece namaz vaktini haber veren bir ilan değildir. 











