CUMA HUTBESİ

Hutbe – Kur’an-ı Kerim öğrenmek

20 Ağustos 2010

Muhterem Müminler!

Kur’an-ı Kerim, kendisi hakkında asla şüpheye mahal olmayan Allah’ın son ve orijinal kitabı, hidayet rehberi ve saadet kaynağı olan bir kitaptır. (Bakara Suresi, [2:2]) Böyle bir kitabın mensupları olan Müslümanlara ne mutlu! Onlar bununla ne kadar gurur duysalar yeridir. Çünkü Kur’an, bizzat kendisi bunu meydan okuyarak şöyle haber veriyor: “Şüphesiz ki bu Kur’an en doğru yola iletir; iyi davranışlarda bulunan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.” (İsra Suresi, 17:9) En doğru rehber, insanı en güzel manada olgunlaştıran, kemale erdiren  bir mürşid, onun öğretileri ile hareket eden insanlar için sonsuz mükafat kaynağı ve yanılmayan kılavuz, Kur’an-ı Kerim… Akl-ı selim sahibi bir insan ona tabi olarak yolunu çizmek ve onun programına kendisini uydurmak için daha ne bekler?

 

Aziz kardeşlerim!

Kur’an öyle bir kitaptır ki, onun anlaşılması ve hayat rehberi kılınması insana elbette dünya ve ahiret saadeti bahşeder. Bunun yanında anlamı anlaşılmadan sadece resminin okunması bile insanı mükafattan mükafata garkeder ve onu hayırlı insanlardan kılar. Nitekim Peygamber Efendimiz (sas): “Sizin en hayırlılarınız Kur’an-ı öğrenenler ve öğretenlerdir.” (İbn Mace, c.1, H.No: 213) buyurarak buna işaret buyurmuştur. Kur’an’dan okunacak “her harfe on hasene” verileceği başka hadis-i şeriflerde sıkça beyan edilmiştir. Ebu Musa El-Eş’ari (ra)’den rivayet edilen bir hadis-i şerifte Kur’an okuyan müminler şöylece taltif edilmişlerdir: “Kur’an okumayı îtiyad eden (ve onunla amel eden) mü’minin durumu turunç (meyvesi)nin durumu gibidir. Tadı güzel, kokusu gü­zeldir. Kur’an okumayı îtiyad etmiyen (fakat onunla amel eden) mü’minin hali de hurmanın haline benzer. Tadı güzel, fakat koku­su yoktur. Kur’an okuyan münafığın vaziyeti de reyhâne (fesleğen otu)nun vaziyeti gibidir. Kokusu güzel fakat tadı acıdır. Kur’an oku­mayan münafığın hali de Ebû Cehil karpuzunun haline benzer, tadı acı, kokusu da yoktur.” (İbn Mace, c. 1. H. No: 214)

 

Bir defasında Efendimiz, Ebu Zer El-Gıfari (ra)’a ve onun şahsında bütün biz müminlere şöyle hitap buyurarak şu tavsiyede bulunmuşlar: “Ey Ebâ Zer! Sabahleyin evinden çıkıp Kur’an’dan bir âyet öğ­renmen senin için yüz rek’at nafile namaz kılmandan daha hayırlı­dır. Yine sabahleyin evinden çıkıp mükellefin ameli ile ilgili olan veya olmayan ilimden bir babı öğrenmen (senin için) bin rek’at na­file namazdan daha hayırlıdır.” (İbn Mace, c. 1, H. No: 219)

 

Değerli kardeşlerim!

Bu müjdeler Kur’an’ı okumayı öğrenme ve onu okumaya devam etme hususunda gayret edenleri hedef alıyor. Bir de onu okuyarak hıfzeden ve onu hayatına hakim kılan insanların ne müthiş mükafat ve makamlara ulaşabileceğinin tasavvurunu yapmak bile güçtür. Hz. Ali (ra) Efendimizin Peygamberimiz (sas)’den haber verdiği şu hadis-i şerif bize bir fikir sunabilir: “Allah, Kur’an’ı okuyup hıfzeden kimseyi Cennet’e idhal eder ve Cehennem’e kesinlikle müstahak olan ev halkından on kişi hakkın­da şefaat etmesini kabul eder.” (İbn Mace, c. 1. H. No: 216)

 

İşte içinde bulunduğumuz Ramazan ayı, bir başka deyişle Kur’an ayı, tam da değerlendirmemiz gereken fırsatlar sunuyor bize. Mukabele programlarına ve Kur’an deslerine ağırlık vererek, bilmeyenlerimiz Kur’an’ı öğrenebiliriz. Bilenlerimiz biraz daha ilerletebiliriz. Bir kısım sureleri ve ayetleri ezber eder veya manasını anlamaya çalışabiliriz. Böylece Ramazan ayından beklediğimiz hayır ve faziletlere bereketler katabiliriz. Ne mutlu Kur’an’la yaşayıp, mana ummanlarına dalan mutlu insanlara!

 

IGMG İrşad Başkanlığı

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com