CUMA HUTBESİ

Doğal Afet ve Musibetlere Karşı Sabır

10 Şubat 2023 Rahle
Rahle

“Andolsun ki sizi korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. (Ey Peygamber!) Sabreden kullarımı müjdele! Onlar ki, başlarına bir musibet geldiğinde: ‘Muhakkak ki biz Allah’a ait kullarız ve hiç şüphesiz Ona dönücüleriz.’ derler.”[1]

Muhterem Müslümanlar!

Allah’a ve ahiret gününe iman eden müminler olarak hepimiz biliyor ve inanıyoruz ki, bizler bu dünyaya imtihan için gönderildik. Allah Teâlâ bizleri denemek için ölümü ve hayatı yaratmıştır. Peygamberler göndererek, kitaplar indirerek insanlara her zaman varlığını hatırlatmıştır.

Başa gelen bela ve musibetlerin birer imtihan olduğunu, isyan etmeyip sabredenlere büyük mükâfatların verileceğini ayetlerle bildirmiş, peygamberleriyle öğretmiştir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Müminin hâli ne hoştur! Her hâli kendisi için hayırlıdır ve bu durum yalnız mümine mahsustur. Başına güzel bir iş geldiğinde şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir sıkıntı geldiğinde ise sabreder, bu da onun için hayır olur.”

Değerli Kardeşlerim!

Yine büyük bir imtihan ile karşı karşıyayız. Pazartesi gecesi merkez üssü Kahramanmaraş olan 7,7 şiddetindeki deprem, çevre illerde ve Suriye’de ağır hasara sebep oldu. Binlerce insanımızı yitirdik. Çöken binalar, harabeye dönen şehirler, enkaz altında kalanlar… Gördüğümüz bu dehşetli tablolar hepimizin yüreğini yaktı. 

Aziz Cemaat!

Bu dehşet verici felaketi işitir işitmez, yaşlı gözlerle hepimizin dudaklarından dökülen ilk kelimeler اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَؕ oldu. Ölenlerimize Cenâb-ı Hak’tan şehitlik mertebesi diledik, zira Efendimiz “Göçük altında kalarak vefat edenler şehittir.”[2] buyurmuştur.

Muhterem Cemaat!

Müslüman kişi başına gelen her işe ibret nazarıyla bakmalıdır. Bu yaşanan afet vesilesiyle insanın ne kadar âciz olduğuna, felaketler karşısında ne kadar çaresiz kaldığına, Allah’ın gücünün ne büyük olduğuna, Allah’ın kuvvet ve kudreti karşısında hiç kimsenin dayanmaya muktedir olamayacağına bir kez daha şahitlik ettik! Dünyanın fâni olduğunu, yarın başımıza ne geleceğini bilmeden yaşıyor olduğumuzu, yalnızca Allah’a güvenip dayanmamız gerektiğini bir kez daha anladık!

Değerli Cemaat!

Tüm bu yaşananlardan sonra bize düşen, sabır ve namazla Allah’tan yardım istemektir. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir. Bugün en önemli sorumluluğumuz afetzede insanlarımızın yardımına koşmaktır. Zira vakit dayanışma vaktidir, vakit kardeşlik vaktidir, vakit yardım vaktidir! Hasene İnsani Yardım Derneği ve IGMG olarak deprem bölgelerine sizlerin yardımlarını ulaştırmak ve depremzedelerin yaralarını sarmak maksadıyla deprem gününün sabahı yola çıkılmıştır. Bölgeye intikal eden ekiplerimiz ilk günden itibaren sıcak yemek, battaniye, çadır ve bilumum insani yardım malzemesi dağıtmış, dağıtmaya da devam etmektedir. Avrupa’dan giden heyetimiz tarafından ihtiyaçları yerinde tespit etmek ve hızlı çözümler üretmek amacıyla bir kriz masası kurulmuştur.

Yeryüzünde yaşanan tüm elem verici hadiselerde yardım elinizi uzatmaktan geri durmadınız. Acil Yardım Kampanyamıza verdiğiniz destekten dolayı Allah sizlerden razı olsun. Büyük destek vererek yoğun bir katılım gösterdiğiniz için siz kıymetli cemaatimize müteşekkiriz.
Yaşanan bu elim olayda hayatını kaybedenlere rahmet, geride kalanlara sabır, yaralılara da acil şifalar dileriz. “Allah Teâlâ tüm insanlığı benzer felaketlerden muhafaza buyursun.” niyazıyla sözlerimizi nihayete erdirirken, kıyamet günü yaşanacak büyük zelzelenin haberini veren şu ayetlerle hutbeme son veriyorum:

“Yer o dehşetli sarsıntısıyla sarsıldığında. Ve yer ağırlıklarını dışarı attığında. Ve insan, ‘Ne oluyor buna!’ dediğinde. O gün yer, bütün haberlerini Rabbinin vahyettiği şekilde anlatır. İşte o gün insanlar geçmişte yaptıkları kendilerine gösterilsin diye (bulundukları yerden) farklı gruplar hâlinde çıkarlar. Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onun karşılığını görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onun karşılığını görür.”[3]

[1] Bakara suresi, 2:155-156

[2] Buhârî, Cihâd 30; Müslim, İmâre 164

[3] Zilzâl suresi 99:1-8

Hutbe-Türkçe

Hutbe-Arapça

Hutbe-Hollandaca

Hutbe-Norveççe

Hutbe-Danca

Hutbe-İsveççe

PHP Code Snippets Powered By : XYZScripts.com