CUMA HUTBESİ
Sabır: Müslüman’ın Stratejik Gücü
13 Mayıs 2026
Aziz Müminler!
Yüce dinimiz İslam insan hayatını anlamlı ve dengeli kılmak için bizlere rehberlik eder. Bu rehberliğin en önemli kavramlarından biri de “sabır”dır. Sabır sadece zorluklara katlanmak değil; aynı zamanda bilinçli bir duruş, kararlı bir irade ve stratejik bir güçtür. Müslüman için sabır pasif bir bekleyiş değil, aksine aktif bir direnç ve Allah’a olan güvenin en somut göstergesidir. Kur’an-ı Kerim’de Allah için yurtlarından hicret etmiş olan muhacirler “Onlar sabreden ve yalnız Rablerine güvenen kimselerdir.”[1] diye tarif edilmiştir. Sabır ve Allah’a tevekkül mümin kimselerin karakter bütünlüğünün birbirinden ayrılmaz parçalarıdır.
Değerli Kardeşlerim!
İnsanoğlu hayatın her alanında imtihanlarla karşılaşır. Bazen maddi sıkıntılar, bazen hastalıklar, bazen de gönül kırıklıklarıyla sınanır. İşte bu noktada sabır bizleri ayakta tutan en güçlü dayanak olur. Sabreden kişi olaylara anlık tepkiler vermek yerine hikmetle hareket eder. Çünkü bilir ki sabır, sonunda selamete ulaştırır. Nitekim Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de “Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir.”[2] diyerek, bizleri müjdelemektedir. Resûlullah (s.a.v.) ise “Kim sabrederse, Allah ona dayanma gücü verir. Kimseye sabırdan daha hayırlı ve daha geniş bir ikram verilmemiştir.”[3] diye buyurmuştur. Peygamber Efendimiz’in kendi hayatına baktığımızda, en zor anlarda bile sabrı elden bırakmadığını görürüz. Rabbimizin “Sabret. Çünkü Allah iyi davranan ve işini güzel yapanların ecrini zayi etmez.”[4] emri mucibince hareket etmiştir. Mekke döneminde maruz kaldığı tüm baskı ve zulümlere rağmen o sabrı ve sebatı elden bırakmamıştır. Ve sonunda hak galip gelmiştir.
Muhterem Cemaat!
Sabır sadece musibet anlarında değil; ibadetlerde, güzel ahlakta ve günahlardan uzak durmada da gereklidir. Namaza devam etmek, haramlardan sakınmak, doğruyu savunmak sabır ister. Bu yönüyle sabır Müslüman’ın hayatını kuşatan bir bilinç hâlidir. Sabırlı insan öfkesine yenilmez, nefsine hâkim olur ve doğruluktan hiçbir şartta ayrılmaz. Resûlullah (s.a.v.) “Sizce pehlivan kimdir?” diye sorar. Yanında bulananlar, “Pehlivan hiç kimsenin güreşte yenemediği kimsedir.” diye cevap verirler. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle der: “Hayır. Öyle değildir. Asıl pehlivan, öfkelendiğinde nefsine hâkim olan kimsedir.”[5] Yani önemli olan güçlü kaslara sahip olmak değil, iradeye hâkim olmak, öfkeli anlarda dengeyi yitirmemektir.
Kıymetli Müslümanlar!
Unutmayalım ki sabır mükâfatsız kalmayacaktır. Zorluklar karşısında gösterilecek metanet ile işlerimizin zamanla hâl yoluna girdiğine şahit olunacaktır. Nitekim Mevlamız gönüllerimizi ferahlatan İnşirâh suresinde “Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.”[6]şeklinde, yineleyerek bizlere bu durumu hatırlatmaktadır. Rabbimiz sabreden kullarına sonsuz lütuflar vadetmiştir. Öyleyse bizler de hayatın her anında sabrı ve sebatı kuşanalım, zorluklar karşısında yılmayalım ve her daim Allah’a tevekkül edelim.
Hutbemizi şu dua ile bitirelim: Allah’ım! Bizleri sabreden kullarından eyle. Kalplerimize metanet, hayatımıza hikmet nasip eyle. Bizleri doğruluktan ayırma ve her durumda sana güvenen kullarından eyle.
Amin!
[1] Nahl suresi, 16:42
[2] Bakara suresi, 2:153
[3] Müslim, Zekât, 124
[4] Hûd suresi, 11:115
[5] Müslim, Birr, 106; Ebû Dâvûd, Edeb, 3
[6] İnşirâh suresi, 94:5-6











